devlet üzerine...
'' En iyi devlet yönetmeyen ;tüm organlarıyla hizmet eden devlettir.''
Platon ;senatonun kokuşmuş olduğunu yazmıştı; politikacılar rüşvetçi , insanlar aptaldı.
Voltaire , dünyanın aptallarla dolu olduğunu söylemişti ve dünyayı en az bulduğu kadar aptal ve sefil bir halde bırakmıştı.
Geride kalan nice savaşlar ,nice yıkımlar ,nice devrimler , nice felaketler yaşandı. Dünya, 2 kez topyekün savaştı.
Yüzyıllar hatta binyıllar geçti.ne değişti? Hiç...Hala aynı politik düzenbazlık, hala aynı aptallık...
Çatışma, çıkar ve hepsinden önemlisi de ''savaş '' , bir devletin varlık sebebi , en zor zamanlarında sığındığı güvenli limanıdır. Savaş yoksa, sistem (devlet) kendisine ,kendisi için , kendisine karşı kullanılmak üzere çeşitli tehdit ve tehlikeler üretir ki ; gücünü ispat edip, gücünü - baskı gücünü elbette- arttırabilsin. Savaş yoksa, çatışma ve ( düşmana karşı ) çıkar birlikleri yoksa ;yok olursa ,
''Sen niye varsın , demezler mi o zaman ? Derler...
Peki nedir, niye vardır o zaman? Kötümser (!) gözle bakarsak ; ''Yetiştirilmek ( patates gibi ) , soyulmak , sömürülmek, bir yere-bir yerlere bağlı/bağımlı olmak ,köşeye sıkıştırılmak , zorbalığa maruz kalmak, baskıya-baskına uğramak, ceza görmek, takip edilmek, taciz edilmek, aşağılanmak, coplanmak, biberlenmek , dövülmek, işkence görmek, sürülmek, sürgüne gönderilmek, satılmak, adaletsiz bırakılmak, kurşuna dizilmek, kılıçtan geçirilmek, asılmak ,kesilmek , bir sürü gibi güdülmek,yöneltilmek ve yönetilmektir.'' devlet...Devlet budur. Devletin ahlakı da, yapısı da, yöntemi de, adaleti de budur. Tarih boyunca yönetim sistemleri değişmiş , temel mantık aynı kalmıştır. Tabii ki bu; üstüne basa basa belirtiyorum ki ;kötümser bir gözün gördüğüdür. Şüphesiz , iyimser bir gözle bakmak da mümkündür. İyimser bir gözle bakıldığında ise, devletin halkı iç ve dış tehditlerden korumak ve toplumsal düzeni sağlamakla görevli siyasi bir örgüt olduğunu söylemek mümkündür. Tehditlerden korumak ve düzen sağlamak var. Aslında iyimser olursak,derinlerde bir yerlerde hizmet de var; ama çok derinlerde...
Ütopik bir düşüncedir. Doğrudur. Ancak ; devletlerin iç-dış / sanal-gerçek tehditler, çıkar çatışmaları, insanları yöneltmek ve yönetmek gibi önceliklerinin ;halklarına hizmetle yer değiştirmesi gerektiğini düşünmekteyim . Ütopya bu ya , bunun başarılabileceğine de, yürekten inanmaktayım.
Yine ütopya bu ya , bunun gerçekleşeceğine de inanmaktayım. Devletler bu evrimi er ya da geç geçirmek zorunda kalacaklar da zaten. Sorun; bu evrimleşme sürecinin mevcut güç odakları tarafından daha ne kadar erteleneceği...Sorun; insanlığın, yaşlı ve yorgun dünyamızın ,bu insanı, doğayı, dünyayı değil de, silahı, parayı, gücü koruyan sistemin ezasını-cefasını daha ne kadar çekebileceği ve kaldırabileceğidir.
Zira ;artık deniz,dalgaları taşıyamamaktadır...
(Ancak , bir konuda itirafta bulunmalıyım. Söz konusu ütopya, ütopya olmaktan çıkıp, ete-kemiğe büründüğünde ; yani devlet yapısındaki öncelik sıralaması değiştiğinde dünya; bugünkü kurtarılabilir halinden çok uzaklarda , büyük yıkımlardan, felaketlerden, savaşlardan, kıtlıklardan geçmiş olacak. Korkarım , insanoğlu yine geç kalacak...
Umarım ütopyam , korkumdan önce uyanır...)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder