Bugün ,2 Mayıs 2014...
Dün İstanbul'da halk olarak bazı tutum ve davranışlara maruz kaldık.Yine.
Hepsini yazıp, dökmek mümkün değil ama birazı bile yetiyor da artıyor zaten.
Taksim 'in geçici(!) olarak iktidarın kurtarılmış bölgesi haline getirilişini gördük.
''Beşiktaş'ı terkedin.'' anonsuyla şaşırdık.'' Evet, toma suluyorsun.'' anonsuyla, bir ağaç gibi tek ve hür olan bir orman olduğumuzu gördük.
Okmeydanı'nda acil servisteki hastaların yine gaza doyduğunu (!) gördük.
Kadıköy'deki sapsarı sendika ve sendikacıların işçinin hali-ahvali konusunda, her zamanki gibi yandaş söylemlerini de gördük.
Yenikapı'nın özde değil, sözde miting alanı olduğunu; garip bir kuşun bile konmaya tenezzül etmediği-etmeyeceği bir dolgu sahasından ibaret bir yer olduğunu gördük.
Evlerinde bebeklerin,çocukların biber gazından zehirlendiklerini gördük.Çığlık atamadılar çünkü,boğuluyorlardı,nefes alamıyorlardı,ağlıyorlardı.Ağladıkça gazın yüzlerini yaktığını bildiğimizden içimizin daha çok acıdığını, vicdanlarımızın bir kez daha kanadığını gördük.
Milletvekillerine de şahan kesilebilindiğini gördük.Hırsızlık,rüşvet,irtikap gibi suçlar için parmak kıpırdatmayanların, suçsuz yere, neredeyse kol kırdıklarını gördük .
Ortalığı toz duman etmenin gözleri yaşarttığını ,ama kör etmeye yetmediğini gördük.
Taksim ' e varılamıyorsa; her yerin Taksim olabileceğini gördük.
Şiddeti, baskıyı, gazı, tomayı, direnişi, yardımlaşmayı gördük görmesine ama biz bugün en çok ''korku''yu gördük.
Korkunun devam edeceğini de gördük, çünkü Ali İsmail'i, Berkin'i, Ahmet'i, Medeni'yi, Hasan Ferit'i, Abdullah'ı, Burak Can'ı, Ethem'i gördük. Biz gördük. Onlar da gördü..
Meydanlarda sadece 77' 1 Mayıs'ını değil;geçmiş tüm 1 Mayısları , Tuzla'da tersanelerde, madenlerde göçük altında, şantiyelerde, fabrikalarda, inşaatlarda türlü iş cinayetlerine kurban giden tüm işçileri gördük. Onlar da gördü...
Halkın korkmadığını gördük. Onlar da gördü..
Dirayetin, direnişin, dirilişin asla zorbaca bir dayatmaya yenilemeyeceğini gördük. Onlar da gördü...
Pabucu ayakkabı kutularına sığmayacak kadar pahalı olanların ellerindeki tüm gücü ''Söyleyecek sözüm var. Anılacak acılarım; kutlanacak bayramım var.'' diyen halkın üzerine saldığını gördük.
Müstahkem mevkiiyi korumak için, herşeyi ama herşeyi yapan, korkudan beslenen ama -ne yaparsa yapsın-korku salamayan, müstakbel maktül bir iktidar gördük...