İnsanoğlu sürekli , hayalini kurup durduğu o mutluluk hissine ulaşmak için çabalayıp duruyor.
İnsan sürekli refahı , konforu kovalayarak mutluluğa doğru koşuyor; fakat ne koştuğu yere varabiliyor ne de yolda koşarken elde ettiği ganimetlerin tadını çıkarabiliyor...Yani , hiçbir konfor mutsuzluğun üstünü örtmeye yetmiyor. Yetmediği gibi , bunca rahatın içinde yine de mutsuz oluşunun yarattığı o yenilmişlik ve tatminsizlik hissi yeni mutsuzlukları da beraberinde getiriyor.
İnsanın kendini mutlu eden bazı şeylere kavuşması mutluluk mudur?
Bu hesaba göre ; iki ekmeği olan , bir ekmeği olandan iki kat fazla mutlu olmaz mı?
Yine bu hesaba göre, mutluluk varlıkla alakalı bir şey olmaz mı?
İnsanların ihtiyaçlarının giderilmesi mutluluk getirir.
Doğru; ancak, insanların hem bedensel hem de duygusal ihtiyaçları olduğunu da
gözardı edilemez .
Bedensel ihtiyaçları giderilmezse, giderilene kadar hep ilk planda yer alır.
Bedensel ihtiyaçları giderilince , duygusal ihtiyaçlar da -ayrıca- önem kazanır.
Günümüzde , milyonlarca insan en temel bedensel ihtiyaçlarını bile karşılamaktan aciz durumdadır. Bu insanlar için , mutluluğun ilk basamağının yiyecek ekmek , barınacak yer olduğunu söyleyebiliriz; ama bu söz konusu insan ihtiyaçları ''giderilemez '' şeyler değildir.
Peki, bedensel ihtiyaçlarını gereğinden kat be kat fazlasıyla gidermiş olup da bir türlü
mutlu olamayanlara ne demeli?
Mutsuzluk giderilemez olunca, mutluluk gidiyordur belki de. Olamaz mı?
O zaman, niçin, -maddi anlamda - hep daha fazlasını istiyoruz?
İstediğimiz şeyler neden hep elle tutulur-gözle görülür -somut şeylerdir?
Daha iyi bir ev, daha iyi bir iş , daha iyi bir araba , daha çok para ,
daha çok para, daha çok para...
Peki, biz bu '' varlık arttırma ''yı neden istiyoruz ?''Yeter '' durumda olmak için...
Peki, o zaman, niçin varlıklarımız arttıkça , daha da yetersiz kalıyoruz?
Peki , buna rağmen niçin hep daha fazlasını istiyoruz ? Kendimiz için mi ?
Hiç sanmam. Bu giderilemeyen hırs , sakın çevremizdekileri kıskandırmak için olmasın ?
Zengin olan insanlara daha fazla saygı duyulduğu, onlara imrenildiği için olmasın sakın ? İnsanların zengin olma hayallerinin temelinde , belki de bu '' saygı duyulma '' isteği yatmaktadır. Zengin , daha iyi bir semtte , daha iyi ve daha büyük bir evde oturur. O evi de çeşitli antikalarla, gerçek değerlerini anlayıp - anlayamadıkları da ayrı bir tartışma konusu olan ama bir çuval para döküp aldıkları tablolarla döşer.
İnsanların tüm bu ıvırzıvırdan duydukları hazzın , çevresindekilerin , tüm bu
ıvırzıvırı kaç paraya satın aldıklarını bilmeleri düşüncesinin vermesi ve aslında
''sahte bir özgüven duygusu '' olması ne kadar da hazindir. Değil midir ?
Varlık arttırmaya yönelik olan bu istek , yerine başka bir şey konulamaz bir istek de değildir.
Elde edilen her ''varlık '' insana zevk verir. Doğrudur; çünkü insanlar elde ettiklerini parayla kendilerini mutlu edebileceklerini sandıkları bir yığın şeye sahip olabilirler. Ancak, varlık artışı , insanın bilinç altındaki yetersizlik hissini sürekli olarak besler. Bu da içten içe , hatta içten dışa mutsuzluğu uyandırıverir. Hani , mutluluk olacaktı varlık yolunun sonu ?
Demek ki, gerçek pek de öyle değilmiş. Değil mi ?
Belki ,temel bedensel ihtiyaçlar giderildikten sonra fazlasına pek de ihtiyacımız yoktur.
Belki de mutluluk; sağlığın, huzurun, sevginin tatmin edilmesinde saklıdır...
Belki de duygusal ihtiyaçların giderilememesi insana daha pahalıya patlar.
Belki de asıl unutulmaması ve gözardı edilmemesi gereken şey de budur.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder